FİKRİ MÜLKİYET
HUKUKUNDAKİ HAKLARIMIZA KISA BİR BAKIŞ
Yazan: Av. Burhan GÜN /
SİNE-SEN HUKUK DANIŞMANI
I. Giriş
Fikri
mülkiyet hukuku oldukça kapsamlı ve teknik bir hukuk alanı olarak gün geçtikçe
büyümekte ve kendini yenilemektedir. Fikir ve sanat ürünlerinin maddi bir değer
olarak düşünülmeye başlamasıyla bu alandaki hukuk da kendisini yaratmaya
başlamıştır.
Fikri
hakların konusunu, ekonomik değer taşıyan fikir ve sanat eseri ürünleri
oluşturur. Bu tip eserler, mali yönleri dolayısıyla eser sahibinin mal
varlığında yer alırlar. Ancak fikri hakların eser sahibinin kişilik haklarını
ilgilendiren manevi yönleri de bulunmaktadır.
İnsanlığın
başlangıcıyla beraber fikir ve sanat eserleri de doğmaya başlamıştır. İnsanlar
doğada hayatta kalabilmek için ilkin alet yapmışlar ve doğayı düşünce ile
dönüştürmüşlerdir. Sonra duygularını danslarla ve oyunlarla dışa vurmuşlar,
mağara duvarlarına avlarını veya korkularını resmetmişlerdir. Böylece sanat
ürünleriyle yaşamı daha güzel ve daha yaşanılır kılmışlardır. Bu ilk ürünler,
sonraki kuşaklar tarafından da ince ince işlenerek ritüellere, savaş ve av
alanlarına dâhil edilmişlerdir. Tüm bunlar sayesinde de fikir ve sanat ürünleri
insanın sosyal yaşamının ayrılmaz parçası haline gelmişlerdir.
İlkçağda,
yüksek gelişmişlikte uygarlıklar kurulduğu halde (Örneğin Çin, Mezopotamya,
Antik Yunan, Mısır vs.) fikir ve sanat ürünlerinin yaratıcılarının korunmadığı
görülmektedir. Fikir ve sanat ürünleri, üzerinde cisimlendikleri maddi
eşyalardan ayrı düşünülmediği gibi, bu ürünleri yaratanların da maddi ve manevi
yönden korunmalarına gerek duyulmamıştır.
Örneğin,
çok gelişmiş kabul edilen Roma Hukuku’nda dahi fikri mülkiyetten doğan haklara
yer verilmemiştir. Bu hukukta söz gelimi, bir şiiri içeren bir kâğıt, eşya
sayılıyor; şiir dikkate alınmıyordu. Kâğıdın maliki, şiirin de sahibi
sayılıyordu.[1]
Fikir
ve sanat ürünlerinin tanınmasının ve sahiplerinin korunmamasının sebebi bu ürünlerin
o dönemde mekanik tarzda çoğaltılmasının mümkün olmaması, bu sebeple de
ekonomik bir değer taşımamasıydı. [2]
Şiirler
sadece gösterilerde okunuyor, tiyatro oyunları sadece sahnelerde oynanıyordu.
Bu eserlerin yazılı metinleri ise yaratıcıları ve icracıları dışındakilerin
ellerine ulaşmıyordu. Çünkü baskı, kalıplama vs. gibi teknikler bilinmiyordu.
Yani eserde çoğaltma yoktu.
Ortaçağ
da fikir ve sanat eseri sahiplerinin hakları yönünden karanlık bir dönemdi. Bu
dönemde, eserlerin anonim olduğu kabul edilirdi. Eserleri çoğaltma ise feodal
beylere, kiliseye ve krala tanınmış bir hak olarak görülmekteydi.
Fikir
ve sanat eserlerinin hukuki alanda korunmaya başlaması, matbaanın 1455’te
icadıyla başlamaktadır. Bu nedenle matbaanın icadı, fikri hakların hukuktaki
gelişimi açısından bir dönüm noktasıdır.
II. Tanımlar
Eser,
sahibinin özgünlüğünü taşıyan, bilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar veya
sinema eserleri olarak sayılan her türlü fikir ve sanat ürünlerini ifade eder. (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu –Kısaca FSEK-
m.1/B)
Eser
sahibi, eseri meydana getiren kişidir. (FSEK
m.8) Örneğin, bir müzik eserinin sahibi, onu meydana getiren, yani
bestesini ve güftesini yaratan kişidir. Eser sahibi, kendi yaratıcı düşünce
özelliklerinin etkisiyle esere vücut veren kimsedir.[3] Eser
sahibi, yaratıcı gücünün özelliğini meydana getirdiği fikir ürününe yansıtan
kişidir.[4]
Sinema
eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı,
eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema
eserlerinde; animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır. (FSEK m. 8)
Eklememiz
gereken önemli not, 1995 öncesinde çekilmiş sinema eserlerinde, eser sahibi, hala
yapımcıdır. (FSEK ek m. 2/son)
III. Eser Sahibinin Hakları
1)
Manevi Haklar
a)
Kamuya Sunma Yetkisi
Sadece
eser sahibi, eserinin kamuya sunulup sunulmayacağını, yayımlanma zamanının ve
tarzının nasıl olacağını belirleme hakkına sahiptir. Eser sahibinin oluruyla kamuya
sunulan bir eser alenileşmiş sayılır. Bununla beraber, bir eserin aslından
çoğaltmayla elde edilen nüshaları hak sahibinin oluruyla satışa çıkarılırsa
veya dağıtılırsa yahut diğer bir şekilde ticaret konusu yapılarak kamuya
sunulursa o eser yayımlanmış sayılır. (FSEK
m. 14)
b) Adın Belirtilmesi Yetkisi
Bir
fikir ve sanat eserinin, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak,
kamuya sunma veya yayımlama konusunda karar vermek yetkisi sadece eser sahibine
aittir. (FSEK m. 15)
Örneğin,
eserinde müstear ad kullanan Orhan Kemal’e ait bir eserin, yazarın gerçek adı
olan Mehmet Raşit Öğütçü olarak basılması durumunda, esere ait manevi hakkı
ihlal edilmiş olacaktır.
c) Eserde Değişiklik Yapılmasını Yasaklama
Yetkisi
Eser
sahibinin açık izni bulunmaksızın eserde veya eser sahibinin adında kısaltma,
ekleme veya herhangi bir değiştirme yapılamaz.
Örneğin,
bir tiyatro oyununun mülkiyetini alan kişinin bu oyunun bazı sahnelerini kendi
isteğine göre değiştirmesi ya da bir müzik eserinin mali haklarını devralmış
kişinin eserin asıl yaratıcılarından olur almadan eser üzerinde değişiklikler
yapması mümkün değildir. (FSEK m. 16)
2) Mali Haklar
a) İşlenme Hakkı
Bir
eserden, onun işlenmesi suretiyle faydalanma hakkı sadece eser sahibine aittir.
Bir eserin, eser sahibinin izni dışında işlenebilmesi mümkün olmamakla beraber,
asıl eser sahibinin izni ile meydana getirilen işlenme eser de başlı başına bir
eserdir ve yaratanı eser sahibi sayılmaktadır.
Örneğin,
bir romanın izinsiz olarak oyunlaştırmak eser sahibinin işlenme hakkını ihlal
etmek demektir. Fakat aynı romanın sahibinin izni ile oyunlaştırılması halinde,
oyunlaştıran kişi işlenme eser sahibi olarak kabul edilecek ve kanunda tanınan
haklardan faydalanabilecektir. (FSEK m.
21)
b) Çoğaltma Hakkı
Bir
eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya
kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı sadece
eser sahibine ait bir haktır.
Örneğin
bir sinema filminin CD veya DVD’sinin çoğaltılması ve kopyalanması hakkı sadece
eser sahibine ait bulunmaktadır. Herhangi bir kimse veya mali hakları
devralmamış bir yapımcı şirket bu eserin aslını veya kopyalarını herhangi bir
şekil veya yöntemle çoğaltamaz. (FSEK m.
22)
c) Yayma Hakkı
Bir
eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa
çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı sadece eser sahibine aittir. (FSEK m.23)
Örneğin,
bir film DVD’sinin kopyalarının satışı, eser sahibinin yayma hakkı içinde
değerlendirilmektedir. Piyasadaki korsan DVD’lerde, eser sahibinin hem çoğaltma
hakkı hem de yayma hakkı ihlal edilmektedir.
d) Temsil Hakkı
Bir
eserden, doğrudan doğruya ya da işaret, ses veya resim nakline yarayan
aletlerle kamusal alanlarda okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil
suretiyle faydalanma hakkı sadece eser sahibine ait bir haktır. (FSEK m. 24)
Örneğin,
bir tiyatro oyununun, oyun yazarının
izini bulunmadan kamusal alanlarda oynanması halinde, temsil hakkı ihlal
edilmiş olacaktır.
e) İşaret, Ses ve/veya
Görüntü Nakline Yarayan Araçlarla Kamuya İletim Hakkı
Bir
eserin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının, radyo-televizyon, uydu ve kablo
gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim
de dâhil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla
yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak
başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle kamuya
iletilmesi hakkı sadece eser sahibine ait bir haktır. (FSEK m. 25)
Örneğin,
bir müzik eserinin bir internet sitesinde izinsiz kullanımı halinde, eser
sahibinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla kamuya iletim
hakkı ihlal edilmiş olacaktır.
f) Pay ve Takip Hakkı
Mimari
eserler hariç olmak üzere güzel sanat eserlerinin asılları ile eser sahibinin
kendisinin sınırlı sayıda meydana getirdiği veya eser sahibinin kontrolünde ve
izniyle meydana getirilmiş ve eser sahibi tarafından imzalanmış veya başka bir
şekilde işaretlenmiş olmaları nedeniyle özgün eser olduğu kabul edilen
kopyaları ile bilim ve edebiyat eserlerinden, yazarlarla bestecilerin el
yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından birinin, eser sahibi veya
mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra, koruma süresi içinde, bir
sergide veya açık artırmada ya da bu gibi eşyayı satan bir mağazada veya başka
şekillerde satış konusu olarak el değiştirdikçe, bu satış bedeli ile bir önceki
satış bedeli arasında açık bir oransızlık bulunması durumunda, her satışta,
satışı gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişinin, bedel farkından uygun bir payı
eser sahibine, o ölmüşse miras hükümlerine göre ikinci dereceye kadar (ve bu
derece dahil) yasal mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa ilgili alan meslek
birliğine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir kararname ile belirlenecek usul ve
esaslar çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğunu kabul etmiştir. (FSEK m. 45)
Örneğin,
eserleri ölümünden sonra kıymetlenen bir ressamın, bir yağlı boya resminin açık
arttırmada satılması halinde, mirasçılarının bu satışından pay isteme hakkı söz
konusu olabilecektir.
IV. Fikir ve Sanat Eserlerinde Koruma
Süreleri
Fikir
ve sanat eserlerinin özellikle süre yönünden korunması yaşamsal bir öneme
sahiptir. Çünkü onu yaratan sanatçı, bilim insanı ya da düşünür için düşünsel
emeğinin karşılığını yaşamı boyunca alması ve onun ölümünden sonra da mirasçılarınca
bu emeğin karşılığının alınması oldukça önemlidir. Yine toplumun yararına da
olan fikir ve sanat ürünleri belli bir süreden sonra sahiplerinin tekelinden
çıkarak kamunun malı haline dönüşmeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Fikri
mülkiyet hukuku da bu iki menfaat arasındaki dengeyi koruyabilmek için gerekli
çabayı sarf ederek hakkaniyete uygun çözümler bulmaya çalışmıştır.
Türk hukukunda genel olarak kabul edilen
koruma süresi, eser sahibinin yaşamı boyunca ve ölümünden sonra başlamak üzere,
70 yıldır. (FSEK m. 27)
Bir
fikir ve sanat eserinin sahibi gerçek veya tüzel kişi olabilir. Yine bir eserin
sahibi birden çok kişi de olabilir. Bunlarla ilgili gerekli düzenleme FSEK’te
yapılmıştır.
Eser
sahipliği, eserin yaratılmasıyla kendiliğinden doğar, herhangi bir sicile
kaydedilmesine veya makama bildirilmesine gerek yoktur ya da her hangi bir
devlet tasarrufuna gerek yoktur.[5] Bu
yaratım anından sonra eser üzerindeki haklar doğar.
Koruma
süresinin sona ermesinden sonra eser, mali haklar açısından serbest hale gelir.[6]
Eğer
eser sahibi tüzel kişi ise, sahibi olduğu eseri için koruma süresi aleniyet
tarihinden itibaren 70 yıl olarak belirlenmektedir. (FSEK m. 27/IV)
Tüzel
kişinin organlarını oluşturan gerçek kişiler, tüzel kişinin işini görürken
aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça
meydana getirdikleri eserlerin kendilerine ait olduğunu iddia edebilirler. (FSEK m. 18) Yine işin mahiyeti ve tüzel
kişi ile ona bağlı olarak çalışan memur, hizmetli ve işçiler, işlerini görürken
meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, bunları çalıştıran ya da
işveren tüzel kişi tarafından kullanılır.
Örneğin
TRT’de çalışan bir yönetmen, TRT için çektiği filmi, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça ya da işin mahiyeti tersi bir durum söylemiyorsa TRT’nindir.
Manevi
hakların kullanılmasında temel ilke ise, bu hakların eser sahibinin yaşadığı
süreyle sınırlı olması ve onun ölümüyle birlikte, şahsa bağlı hak niteliğini
taşımaları nedeniyle sona ermiş olmasıdır.[7]
Yine
de FSEK’te manevi haklar yönünden açık bir hüküm yoktur; buna rağmen manevi
haklar yönünden, manevi hakların özellikle eser sahibi açısından süreyle
sınırlandırılamayacağı yönünde bir ilke kuralının FSEK’e hâkim olduğunu
söyleyebiliriz. Bir eser sahibi, mali haklarını devretmiş olsa bile, o eser
üzerindeki manevi hakları yaşamı boyunca devam edecektir.
Memleket
kültürüyle ilgili önemli görülen eserler üzerindeki manevi haklar, Kültür
Bakanlığı’nca her zaman kullanılabilir, bir süre sınırlaması yoktur.
Fikir
ve sanat eserinin hak sahiplerini koruyan koruma sürelerinin dolmasından sonra
herkes bu eserlerden yararlanma konusunda serbest hale gelir. Yani, eser bir
serbest mal haline gelir ve herkesin kullanımına açık olur. Ancak unutulmaması
gereken eser üzerinde herkesin serbest kullanımı haline gelen haklar, sadece
mali yönden olan haklardır.
Buna
göre, eser üzerindeki koruma sürelerinin dolmasıyla serbest hale gelen mali
haklar, eseri işleme, onu çoğaltma, yayma, eserin temsili ve kamuya sunulması
gibi haklardır. Bu durumda bu hakları kullanan kişiler, kimseye telif bedeli
ödemek zorunda değildirler. Yine eser sahibinden üçüncü kişi tarafından
devralınmış mali haklar da sona erer.
Mali haklara ilişkin süreler dolsa
bile eser sahibi ölünceye kadar manevi hakların süresi dolmaz.
Manevi haklar, gerçek kişi olan
eser sahibinin ölümü, tüzel kişi eser sahipliğinde tüzel kişiliğin son
bulmasıyla, vasiyeti tenfiz memuru; bu tayin edilmemişse sırasıyla eser
sahibinin sağ kalan eşi ile çocukları ve mahsup mirasçıları, ana - babası,
kardeşleri sınırlı bir süreyle veya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca süresiz
olarak korunurlar.
Manevi haklar nitelikleri gereği
eser sahibinin kişiliğiyle yakın bir ilişki içinde olduğundan dolayı koruma
süreleri dolsa bile, üçüncü kişiler tarafından mali haklar da olduğu gibi
serbestçe kullanılamaz.
Örneğin, Bir kimse, William
Shakespeare’in “Hamlet” adlı oyununu
aynen yeniden basıp altına da kendi ismini yazamaz.
Mart
2008/İstanbul
Av.
Burhan GÜN
Kaynakça
- Ateş, Mustafa, 2003, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların
Kapsamı ve
Sınırlandırılması, Ankara
- Beşiroğlu, Akın, 1999, Düşünce Ürünleri Üzerinde Haklar,
APB,
- Erel, N. Şafak, 1998, Türk Fikir ve Sanat Hukuku,
Ankara, İmaj
- Suluk, Cahit, 2004, Yeni FSEK, Telif Hakları ve Korsanla
Mücadele, İstanbul, Seçkin
- Tekinalp, Ünal, 2005, Fikri Mülkiyet Hukuku,
İstanbul, Arıkan
[1] Suluk, Cahit, 2004, Yeni FSEK, Telif Hakları ve Korsanla
Mücadele, Seçkin, S:25
[2] Tekinalp, Ünal, 2005, Fikri Mülkiyet Hukuku, Arıkan, S: 80
[3] Beşiroğlu, Akın, 1999, Düşünce Ürünleri Üzerinde Haklar, APB,
S: 49
[4] Erel, N. Şafak,
1998, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İmaj,
S: 69
[5] Tekinalp, Ünal, age: 139
[6] Tekinalp, Ünal, age: 186
[7] Ateş, Mustafa, 2003, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların
Kapsamı ve Sınırlandırılması, S: 258
- YETKİ BELGESİ
- UZUN METRAJ SİNEMA FİLMİ TAKIM SÖZLEŞMESİ
- FİKRİ MÜLKİYET HUKUKUNUN TARİHİ GELİŞİMİ
- FİKRİ MÜLKİYET HUKUKUNDAKİ HAKLARIMIZA KISA BİR BAKIŞ
- SİNE-SEN HUKUK BİRİMİ'NCE TAKİP EDİLEN DEVAM EDEN DAVALAR
- SİNE-SEN HUKUK BİRİMİ'NCE HAZIRLANAN SİNEMA İŞ YASASI TASLAĞI GÖRÜŞLERİNİZİ VE ÖNERİLERİNİZİ BEKLİYOR